
(Gizemli kişilik Hulki.. :) Kendisi benim hayattaki ilk arkadaşım olup, mazimiz 21 yıla dayanır.Yanlış okumadınız 21 yıl yazdım.Kendisiyle ben 2 Hulki 1 yaşından beri tanışırız :) 23 yaşında olduğumu bildiğimize göre eder 21 :) Vay be dile kolay.Dediğim gibi gizemli bir insandır. :) )
Ege bölgesinin çoğu yerlerine gitmiş olmama rağmen eşsiz ilçelerinden biri Karaburun dememim sebebi kıyı şeridi olarak doğu yönüne bakan ve karşı tarafta ise Anadolu coğrafyasını gördüğüm bir ilçedir.
Karaburun’a geldiğimde günümüze kadar doğal güzelliklerini sürdüre gelmiş yapısı dikkatimi çekti.Akdağ’ın her yeşilin tonlarını barındırması,denizinin ise turkuaz rengindeki berraklığı kendime getirdi.
Boyabağ’a geldiğimde adeta kendimi cennete düşmüş gibi hissettim.Bu kadar güzel koy görmedim.Kumsala inerken patikadan yürümek az da olsa kendimi doğa yürüyüşü yapmış gibi hissettirdi.İlk defa bu kadar erken deniz sezonunu açmış (mayıs sonu) bulundum.
Kösedere köyü tepenin üstünde olup fakat Akdağ’ın içersinde bir koy gibi duran Karaburun’un en güzel köylerinden biri. Hakikaten orası ‘Dağlarda dolaştım,evde yoktum’ dedirten yer.Kösedere’nin samimi insanlarının sıcaklığını misafirperverliğini hiç ama hiç unutmayacağım. Hele yerel tatlarının lezzeti…
Dostlarıma bu güzel geziyi paylaştığımız için teşekkür ediyorum.
Mehmet amcaya da içtenlikle teşekkür ediyorum.
Son söz olarak;
Egeli olmak, beklemeyi, tarihe sükunet ve olgunlukta tanıklık etmeyi bilmektir.Önce düşünmek sonra hareket etmektir,efeliktir.