|
Doğup büyüdüğüm topraklar bu soruma duyarsız kalmadı elbette. Çünkü O’da doluydu O’da sitemliydi bizler gibi. Bakın neler söyledi bana.
TOPRAĞIN SESİ
Şöyle bir uğramaktan başka yaptığınız ne var ki bana. Bende biliyorum anlatır gözlerim, anlatır her şeyi. Ama emek verip gurbetlere saldığım sizler, duyamazsınız yüreğimdeki isyanımı. Bulamazsınız elbet sokakların caddelerin o eski tadını. Şöyle bir düşünün, siz hala o eski siz misiniz ki. Bakın bir kez daha aynaya, duruyor mu okşadığım o,taraklara sığmayan saçlarınız. Düşündünüz mü hiç? Değirmen taşlarının arasında ezilen tanecik tekrar döner mi buğdaya. Zaman, güneşin doğuşu ve batışı gibidir. Akıverir avuçlarının arasından su gibi. Tutamazsınız, geri getiremezsiniz. Değerini bilemediniz bu doğduğunuz toprakların. Keskin birer sirke oldunuz birçoğunuz. Beni evlerinizdeki duvarlara süs yaptınız. Oysa ben neler yapmadım ki sizler için: Bereketli topraklarımda yetiştirdiğim ürünleri size harçlık yaptım, giydirdim, yedirdim, içirdim, okutup adam yaptım sizi. Söyleyin; hanginiz döndünüz geriye, söyleyin hanginiz? Susuzluğunuzu giderdiğim o kuyulara, ipli kova yerine taş attınız irili ufaklı. Hiç biriniz çıkarmayı düşünmedi, bağrıma saplanmış küflü hançer gibi duran demir parçacıklarını. O teknolojinin oluşturduğu modern makinelerle kanımı emdiniz. Yanık yüreğimi serinleten kar sularına set gerdiniz sıkıştırıp vadiler arasına. Avuçlarımda can bulan balıklarımı, cam havuzlara kapattınız. Birçoğunuz zehir serpti düzlüklerime, bedenimden beslenen ne varsa kıydınız, acımasızca. Koruyamıyor bizi hasretiyle yandığımız hülya olan bu şehir diyorsunuz. Unutmayın ki bu hülya şehir sizin için ağlamakta ve sizin hasretinizle kavrulmakta. Ama sizler, suya düşen damlacıkların oluşturduğu halkalar gibi gelip kaybolmaktasınız… Görünüşüme bakmayın, onu sizler değiştirdiniz. Yüreğim yine sıcak, yüreğim yine sevgiyle dolu ve şefkatli kollarım, sonuna kadar açık sizleri sarmak için. Kısa da olsa gelişleriniz payam çiçekleri gibi, sevinç doldurmakta içimi. Ama beni yiyip bitiren ve başkalaştıran. tabuta sarılmış, son gelişleriniz olmakta. İşte! O yüzden bu haldeyim şimdi.
Nuri Gökgöz(Toprağın Sesi)
|